Kentsel dönüşümde müteahhit sözleşmesinin feshi, müteahhidin işe başlamaması veya inşaatı uzun süre fiilen durdurması hâlinde gündeme gelir. Bu durumda tek yol dava değildir. Somut olay 6306 sayılı Kanun'un kapsam ve koşullarını taşıyorsa, hisseleri oranında maliklerin salt çoğunluğuyla alınacak karar üzerine idari makamlar aracılığıyla sözleşmenin resen feshi mümkün olabilir. Bu özel yolun şartları oluşmamışsa veya fesih sonrasındaki tapu, ödeme ve tazminat uyuşmazlıkları çözülemiyorsa Türk Borçlar Kanunu'na dayalı sözleşmesel ve yargısal yollar ayrıca değerlendirilir.
Buradaki temel hata, her gecikmeyi aynı hukuki kalıba sokmaktır. İnşaatın hiç başlamaması, bir süre ilerledikten sonra durması, teslim tarihinde tamamlanmaması, maliklerin kendi edimlerini yerine getirmemesi, ruhsat veya yargı kararı kaynaklı engeller ve yüklenicinin mali güçlüğü aynı sonucu doğurmaz. Sağlıklı değerlendirme, önce uygulanacak fesih yolunu, sonra ispat durumunu ve en son feshin tapu ile alacaklara etkisini ayırarak yapılmalıdır.
Önce iki farklı fesih yolunu birbirinden ayırmak gerekir
Kentsel dönüşüm projelerinde sözleşmenin sona erdirilmesi bakımından iki ayrı hukuki yol gündeme gelebilir. Birincisi, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 6. maddesinin on dördüncü fıkrası ile Uygulama Yönetmeliği'nin 13. maddesinin on birinci fıkrasında düzenlenen özel idari fesih yoludur. İkincisi ise Türk Borçlar Kanunu'nun temerrüt, sözleşmeden dönme ve eser sözleşmesine ilişkin hükümlerine dayanan genel özel hukuk yoludur.
Bu ayrım yalnızca usule ilişkin değildir. 6306 sayılı Kanun'daki özel yol, kanunda belirtilen şartların idarece tespit edilmesi ve yükleniciye verilen son sürenin sonuçsuz kalması üzerine sözleşmenin resen feshedilmiş sayılmasına imkân verir. Genel özel hukuk yolunda ise ihtar, ek süre, sözleşmeden dönme veya fesih iradesi, dava ve tapu talepleri somut olayın özelliklerine göre ayrıca kurulmalıdır.
6306 sayılı Kanun'a göre idari fesih hangi şartlarda mümkündür?
6306 sayılı Kanun'un 6/14. maddesi, Kanun kapsamındaki alan ve parsellerde yükleniciden kaynaklanan ciddi hareketsizlik hâlleri için özel bir mekanizma öngörür. Bu mekanizma her sözleşme gecikmesinde kendiliğinden uygulanmaz. Aşağıdaki şartların birlikte ve somut belgelerle değerlendirilmesi gerekir:
Bu koşullar oluştuğunda sözleşmelerin feshi için gereken çoğunluk, malik sayısına göre değil hisseler oranına göre hesaplanan salt çoğunluktur. Başka bir ifadeyle yalnızca toplantıya katılanların çoğunluğu yeterli değildir; taşınmazdaki toplam hisse yapısı esas alınır.
Bir yıllık süre hangi tarihten başlar?
Bir yıllık sürenin başlangıcı, sözleşmelerin ve 6306 kapsamındaki kararın tarihine göre değişir. Bütün maliklerle anlaşma sağlanan hâllerde, en son sözleşme riskli yapı tespitinin kesinleşmesinden veya riskli ya da rezerv yapı alanı belirleme işleminden önce imzalanmışsa süre, riskli yapı tespitinin kesinleştiği veya alanın belirlendiği tarihten başlar. En son sözleşme bu tarihlerden sonra imzalanmışsa en son sözleşme tarihi esas alınır. Uygulama hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğuyla alınan karara dayanıyorsa bir yıllık süre, salt çoğunluk kararının tarihinden itibaren hesaplanır.
Bu nedenle yalnızca ilk sözleşme tarihine bakarak 'bir yıl doldu' sonucuna varmak hatalı olabilir. Riskli yapı tespitinin kesinleşme tarihi, alan kararı, malik sözleşmeleri ve çoğunluk kararı aynı dosyada birlikte görülmelidir.
İdari fesih başvurusu nasıl ilerler?
Fesih kararı, hisseleri oranında maliklerin salt çoğunluğu tarafından alınır. Yönetmelik, bu karar için özel bir şekil şartı öngörmemekle birlikte fesih iradesinin ve çoğunluğun sonradan tartışılmaması için imzalı karar tutanağı, hisse cetveli ve dayanak belgelerin açık biçimde hazırlanması gerekir.
Fesih kararı ile gecikmenin müteahhitten kaynaklandığını gösteren belgeler hazırlanır.
Başvuru, Kentsel Dönüşüm Müdürlüğüne veya yetki devri yapılmışsa ilgili İdareye yazılı olarak yapılır.
İdare, başvurunun ön şartlarını inceler ve müteahhide açıklama ile belge sunması için on beş gün süre verir.
Şartların gerçekleştiği tespit edilirse müteahhide, işe başlaması veya yeterli ekip ve ekipmanla devam etmesi için otuz günlük son süre tanınır.
Bu süre içinde gereği yerine getirilmezse sözleşmeler, ayrıca muvafakat ve yeni bir ihtar aranmaksızın otuz günlük sürenin sonunda resen feshedilmiş sayılır.
Fesih sonrasında tapu kaydına şerh edilmiş inşaat sözleşmeleri; maliklerin, Müdürlüğün veya İdarenin talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğünce terkin edilebilir. Ancak bu idari sonuç, fesih tarihine kadar yapılan işler, devredilen hisseler, ödemeler, tapu devirleri ve tazminat taleplerinin tamamını kendiliğinden çözmez. Kanun, bu hususlarda genel hukuk hükümlerinin uygulanacağını açıkça belirtir.
Her gecikme 6306 sayılı Kanun'a göre fesih sebebi değildir
Özel fesih mekanizmasının merkezinde, gecikmenin müteahhitten kaynaklanması vardır. Maliklerin taşınmazı zamanında teslim etmemesi, gerekli vekâlet veya belgeleri vermemesi, sözleşmede üstlendikleri ödemeleri yapmaması, tahliye ve yıkım sürecinin tamamlanmaması ya da yapım işini engelleyen bir yargı veya idare kararı bulunması hâlinde doğrudan müteahhit kusurundan söz edilemeyebilir.
Ruhsat gecikmeleri de tek başına otomatik bir sonuç doğurmaz. Ruhsat başvurusunun kim tarafından ve ne zaman yapılacağı, eksik belgelerin hangi tarafa ait olduğu, imar durumundaki değişiklikler, proje revizyonları ve idari yazışmalar incelenmeden gecikmenin kaynağı belirlenemez. Sözleşmedeki süre maddesi ile fiilî sürecin birlikte okunması bu nedenle önemlidir.
Teslim tarihini beklemeden sözleşmeden dönmek mümkün müdür?
Türk Borçlar Kanunu'nun 473/1. maddesine göre yüklenici işe zamanında başlamaz, sözleşmeye aykırı biçimde işi geciktirir veya iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği bütün tahminlere göre açıkça anlaşılırsa iş sahibi teslim gününü beklemeden sözleşmeden dönebilir.
Bu hüküm, henüz teslim tarihi gelmemiş olsa bile erken müdahaleye imkân verir; ancak 'zamanında bitiremeyeceğinin açıkça anlaşılması' güçlü ve denetlenebilir bir olguya dayanmalıdır. İnşaat programı, ruhsat tarihi, gerçekleşen fiziki seviye, sahadaki ekip ve ekipman, malzeme tedariki, yüklenicinin yazılı beyanları ve kalan süre içinde işin teknik olarak tamamlanıp tamamlanamayacağı birlikte değerlendirilir.
Genel temerrüt hükümlerinde TBK m. 123 uyarınca uygun bir ek süre verilmesi kuraldır. Bununla birlikte TBK m. 124'te ek sürenin sonuçsuz kalacağının açık olması, borcun ifasının alacaklı için yararsız hâle gelmesi veya sözleşmede belirlenen kesin vadeye uyulmaması gibi istisnalar düzenlenmiştir. Bu nedenle 'her dosyada mutlaka ek süre verilir' ya da 'hiçbir dosyada ek süre gerekmez' şeklindeki iki uç yaklaşım da doğru değildir.
Noter ihtarı tek başına sözleşmeyi ve tapuları sona erdirir mi?
Noter ihtarı; temerrüdün, verilen sürenin, istenen ifanın ve fesih iradesinin ispatı bakımından çoğu dosyada önemli bir araçtır. Buna karşılık noter ihtarı her durumda tapu kayıtlarını kendiliğinden eski hâline getirmez ve taraflar arasındaki bütün sonuçları tek başına tasfiye etmez.
6306 sayılı Kanun'un 6/14. maddesindeki koşullar varsa özel idari süreç işletilir ve idarenin verdiği otuz günlük sürenin sonunda sözleşmeler resen feshedilmiş sayılabilir. Bu özel yolun dışında, yüklenici sona erdirme iradesini ve tapu sonuçlarını kabul etmiyorsa sözleşmenin sona erdiğinin tespiti, tapu iptali ve tescil, alacak veya tazminat gibi talepler için yargı yoluna başvurulması gerekebilir. Görevli ve yetkili mahkeme, tarafların sıfatı ile ileri sürülen taleplerin hukuki niteliğine göre somut dosyada ayrıca belirlenmelidir.
Delil tespiti neden önemlidir?
Fesih uyuşmazlıklarında yalnızca 'inşaat durdu' demek yeterli değildir. Esas tartışma, hangi tarihte hangi seviyede bulunulduğu, gecikmenin kime yüklenebileceği ve kalan işin ne kadar sürede tamamlanabileceğidir. Bu nedenle dava öncesi delil tespiti veya idari tespit, dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilir; ancak her olayda zorunlu bir dava şartı değildir.
Dosyada özellikle şu belgeler birlikte görülmelidir:
Geriye etkili sona erme ile ileriye etkili sona erme nasıl ayrılır?
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri bakımından 'geriye etkili fesih' olarak anılan sonuç, teknik olarak çoğu kez sözleşmeden dönmeyi ve tarafların aldıklarını iade etmesini ifade eder. İleriye etkili fesihte ise o tarihe kadar gerçekleşen edimler ve yüklenicinin hak ettiği karşılık korunarak ilişki gelecek için sona erdirilir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 25.01.1984 tarihli, E. 1983/3, K. 1984/1 sayılı kararı, yüklenicinin temerrüdünde kural olarak dönme hükümlerinin uygulanacağını; ancak olayın niteliği ve özelliği haklı gösteriyorsa dürüstlük kuralı çerçevesinde ileriye etkili sonucun kabul edilebileceğini belirtmiştir. Sonraki Yargıtay uygulamasında yüzde 90 tamamlanma seviyesi, özellikle ileriye etkili fesih yönünden önemli bir eşik olarak benimsenmiştir. Hukuk Genel Kurulunun E. 2017/(23)15-866, K. 2021/724 sayılı kararında da yüklenicinin ileriye etkili fesih sonucundan yararlanabilmesi için inşaatı en az yüzde 90 seviyesine getirmiş olması gerektiği kabul edilmiştir.
Bununla birlikte yüzde 90 oranı, tek başına bütün uyuşmazlığı çözen sihirli bir sayı değildir. Tamamlanma oranının hangi yöntemle hesaplandığı, sözleşmedeki paylaşım ve teslim yapısı, eksik ve ayıplı işler, yapı kullanma izin belgesi, fiilî kullanım, gecikmenin taraflara yüklenebilirliği ve tasfiyenin üçüncü kişilere etkisi ayrıca değerlendirilir. İleriye etkili sona erme tartışmasında tamamlanma oranı mahkemece teknik bilirkişi incelemesiyle belirlenir. İdari fesih yolunda ise Yönetmelik'teki bir yıllık veya altı aylık şartlar ile sahadaki yeterli ekip ve ekipman durumu esas alınır. Taraflardan birinin yaklaşık hesabı yeterli değildir.
Üçüncü kişilere devredilen tapular otomatik olarak iptal edilir mi?
Hayır. Bu konuda 2025 yılında önemli bir içtihat değişikliği yapılmıştır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.2025 tarihli, E. 2024/1, K. 2025/2 sayılı kararı 18.07.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Karara göre, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmaz yükleniciye devredildikten sonra yüklenici tarafından üçüncü kişilere arsa payı veya bağımsız bölüm satılmış ya da ipotek kurulmuşsa, sözleşmenin geçersizliğinin tespiti veya geriye etkili feshi hâlinde üçüncü kişilerin tapuya güven ve iyiniyet iddiaları dinlenmelidir. Üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu kabul edilirse kazandığı mülkiyet veya ipotek hakkı korunabilir. Taşınmazın arsa sahibine dönebilmesi için somut olayda üçüncü kişinin iktisap anında iyiniyetli olmadığının ortaya konulması gerekir.
Bu nedenle eski uygulamadaki 'yükleniciden alınan her tapu avans tapudur ve mutlaka iptal edilir' cümlesi artık güncel hukuki durumu doğru yansıtmaz. Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca iyiniyetin varlığı asıldır; ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişi iyiniyet iddiasında bulunamaz. İçtihadı birleştirme kararı, iyiniyet incelemesinin yüzeysel ve biçimsel yapılmamasını; iktisap anındaki somut olgular ile tarafların sunduğu delillerin birlikte ve derinlemesine değerlendirilmesini gerektirir.
Bu değişiklik, arsa sahipleri açısından sözleşmenin tapu siciline şerhi, devirlerin zamanında izlenmesi ve uyuşmazlık doğduğunda ihtiyati tedbir dâhil koruyucu taleplerin gecikmeden değerlendirilmesini daha da önemli hâle getirmiştir. Ancak her koruma talebinin şartları ve ölçülülüğü somut dosyada ayrıca incelenmelidir.
Fesih sonrasında yapılan işler, ödemeler ve kira yardımları ne olur?
6306 sayılı Kanun uyarınca idari fesih gerçekleşse bile fesih tarihine kadar yapılan imalatlar, devredilen hisseler, ödemeler, teminatlar ve tarafların diğer alacakları genel hukuk hükümlerine göre tasfiye edilir. İdari fesih kararı, bu kalemlerin kime ve ne miktarda ait olduğunu otomatik olarak belirlemez.
Gecikme tazminatı, kira kaybı, eksik ve ayıplı iş bedeli, fazla ödeme, sebepsiz zenginleşme veya yüklenicinin hak ettiği imalat karşılığı gibi talepler; sözleşmenin sona erme biçimine, kusura, temerrüt tarihine ve ispat durumuna göre değişir. Kanunun açık istisnası uyarınca, fesih tarihine kadar yüklenici tarafından hak sahiplerine yapılmış kira yardımı ödemeleri geri istenemez.
Dosya incelenirken cevaplanması gereken temel sorular
Sonuç
Kentsel dönüşümde müteahhidin işe başlamaması veya inşaatı durdurması hâlinde doğru çözüm, yalnızca bir fesih ihtarı göndermekten ibaret değildir. Önce 6306 sayılı Kanun'daki özel idari fesih şartlarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; süre, çoğunluk ve kusur belgelerle ortaya konulmalıdır. Bu yol uygulanamıyorsa veya fesih sonrasındaki özel hukuk sonuçları çözülemiyorsa TBK hükümlerine dayalı talepler ayrıca kurulmalıdır.
İnşaatın yüzde 90 seviyesine ulaşıp ulaşmadığı sona ermenin etkisi bakımından önemli olmakla birlikte, tapu sonuçları artık bu oran üzerinden otomatik biçimde belirlenemez. Özellikle 2025 tarihli içtihadı birleştirme kararı sonrasında üçüncü kişilerin iyiniyeti, tapu kayıtları ve devir koşulları ayrı bir inceleme başlığıdır. Bu nedenle aynı dosyada idari fesih, sözleşmenin tasfiyesi, tapu güveni ve tazminat meseleleri birbirinden ayrılarak yönetilmelidir.
Sıkça sorulan sorular
Müteahhit bir yıl içinde inşaata başlamazsa sözleşme kendiliğinden feshedilir mi?
Hayır. 6306 sayılı Kanun kapsamında müteahhitten kaynaklanan bir yıllık başlamama hâli oluşsa bile maliklerin hisseleri oranında salt çoğunlukla fesih kararı alması ve yetkili idari makama başvurması gerekir. İdarenin tespiti ve müteahhide verilen otuz günlük son sürenin sonuçsuz kalması üzerine sözleşmeler resen feshedilmiş sayılır.
İnşaatın altı ay durması fesih için yeterli midir?
Sadece takvimde altı ay geçmesi yeterli değildir. Yapım işinin belirli bir seviyede durmuş olması ve en az altı aydır projenin bitirilmesini gerektirecek seviyede ekip ve ekipmanla inşai faaliyete devam edilmemesi gerekir. Bu durum idari kayıt, yapı denetim verisi, fotoğraf, uydu görüntüsü ve benzeri delillerle ortaya konulmalıdır.
Fesih için üçte iki çoğunluk mu, salt çoğunluk mu gerekir?
Güncel düzenlemede, 6306 sayılı Kanun'un 6/14. maddesindeki fesih kararı için hisseleri oranında maliklerin salt çoğunluğu aranır. Hesap malik sayısına göre değil toplam hisse oranına göre yapılır.
Teslim tarihi gelmeden sözleşmeden dönülebilir mi?
TBK m. 473/1'deki şartlar oluşmuşsa mümkündür. Yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceğinin bütün tahminlere göre açıkça anlaşılması ve gecikmenin iş sahibine yüklenememesi gerekir. Bu değerlendirme teknik ve hukuki delillere dayanmalıdır.
Noterden tek taraflı fesih bildirimi yeterli midir?
Her durumda yeterli değildir. Noter ihtarı temerrüt ve fesih iradesinin ispatında önemlidir; ancak tapu kayıtlarının düzeltilmesi, yüklenicinin itirazı ve parasal talepler için idari veya yargısal süreç gerekebilir. 6306 sayılı Kanun'daki özel idari fesih mekanizması ise ayrıca değerlendirilir.
İnşaat yüzde 90'ın altındaysa bütün üçüncü kişi tapuları iptal edilir mi?
Hayır. Sona ermenin geriye veya ileriye etkisi bakımından yüzde 90 seviyesi önemli olabilir; ancak üçüncü kişilerin tapu ve ipotek hakları 2025 tarihli E. 2024/1, K. 2025/2 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca ayrıca değerlendirilir. İyiniyetli üçüncü kişinin ayni hakkı korunabilir.
Fesih sonrasında yüklenicinin ödediği kira yardımları geri istenir mi?
6306 sayılı Kanun'un 6/14. maddesindeki özel fesih bakımından, fesih tarihine kadar yüklenici tarafından hak sahiplerine yapılmış kira yardımı ödemeleri geri talep edilemez. Diğer ödeme ve alacak kalemleri ise genel hukuk hükümlerine göre tasfiye edilir.
Hukuki bilgilendirme notu
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sözleşmenin içeriği, tapu kayıtları, 6306 kapsamındaki karar ve tarihler, inşaatın fiziki seviyesi, gecikmenin nedeni, üçüncü kişi devirleri ve tarafların sıfatı görülmeden somut bir uyuşmazlık hakkında kesin sonuca varılamaz.
Av. Alper Doğruöz
Başlıca mevzuat ve kararlar
İlgili yazılar