Kayseri'de parselasyon işlemine karşı dava, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesine dayanan arazi ve arsa düzenlemesinin hukuka uygunluğunun idari yargıda denetlenmesini konu alır. Uyuşmazlık yalnızca 'ne kadar DOP kesildi?' sorusundan ibaret değildir. Düzenleme sınırı, eski ve yeni parsel ilişkisi, tahsis yeri, hisselendirme, önceki kesintiler, onay kararları, askı ilanı ve tapu tescili aynı işlem zinciri içinde incelenir.
Bir parselin küçülmesi tek başına işlemin hukuka aykırı olduğunu göstermez; DOP oranının yasal sınır içinde kalması da işlemi kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez. Sonuca ulaşmak için imar planı, parselasyon planı, düzenleme sınırı, özet cetveli, tahsis ve dağıtım cetvelleri, tescil bildirimi, teknik rapor ve encümen kararları birlikte okunmalıdır.
Parselasyon işlemi nedir?
Parselasyon; imar planındaki yol, meydan, park, okul, sağlık tesisi ve diğer kullanım kararlarını zeminde uygulanabilir imar parsellerine dönüştüren idari işlemdir. Kadastro parselleri düzenlemeye alınır; umumi ve kamu hizmet alanları için gerekli kesintiler hesaplanır; kalan haklar imar parsellerine dağıtılır ve kesinleşen uygulama tapu siciline tescil edilir.
Bu yönüyle parselasyon, imar planının aynısı değildir. İmar planı arazi kullanımını ve yapılaşma kararlarını belirler; parselasyon ise bu kararları mülkiyet düzenine uygular. Plan kararı hukuka aykırıysa yalnızca parselasyon işleminin iptali her zaman yeterli olmayabilir. Buna karşılık plan geçerli olsa bile düzenleme sınırı, DOP hesabı veya dağıtım tekniği nedeniyle parselasyon işlemi ayrıca hukuka aykırı olabilir. İmar planı, yapılaşma koşulları ve taşınmaz kullanımına ilişkin genel hukukî çerçeve için İmar ve Şehircilik Hukuku Nedir? başlıklı yazıya bakılabilir.
Kayseri'de parselasyon planını hangi idare onaylar?
Kayseri bir büyükşehirdir. Bu nedenle onay zinciri, parselasyon planını hangi idarenin hazırladığına göre belirlenir. Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğe göre parselasyon planı büyükşehir belediyesince hazırlanmışsa büyükşehir belediye encümeni; ilçe belediyesince hazırlanmışsa ilçe belediye encümeni ile büyükşehir belediye encümeni kararları onay sürecinde yer alır.
Bu ayrım dava dilekçesindeki husumet ve iptali istenen işlemlerin belirlenmesi bakımından önemlidir. Yalnızca tapu kaydına veya askı ilanına bakılarak yetkili idareyi belirlemek yeterli olmaz. Hazırlama, kontrol, encümen onayı, askı ve tescil aşamalarındaki bütün belgeler istenmelidir.
Parselasyon planının dayanağını oluşturan encümen kararlarının hukukî niteliği ve yargısal denetimi, Belediye Encümen Kararlarının Yargısal Denetimi başlıklı yazıda ayrıca ele alınmıştır.
DOP kesintisinde yüzde 45 sınırı ne anlama gelir?
Düzenleme ortaklık payının azami oranı güncel mevzuatta yüzde 45'tir. Bu oran bir hedef veya her uygulamada kullanılabilecek otomatik kesinti oranı değildir. Kesinti; düzenleme alanının ihtiyacı, düzenleme ortaklık payından karşılanabilecek umumi ve kamu hizmet alanları ve mevzuattaki hesap usulü esas alınarak belirlenmelidir.
Bu nedenle 'oran yüzde 45'in altında, o hâlde işlem hukuka uygundur' sonucuna varılamaz. Önce DOP hesabına hangi alanların katıldığı, bu alanların imar planındaki kullanımı, kamu ortaklık payı veya diğer karşılama yöntemleriyle karıştırılıp karıştırılmadığı ve hesabın bütün maliklere aynı esasla uygulanıp uygulanmadığı incelenmelidir.
DOP yüzde 45'i aşarsa ne olur?
Yasal azami oranın üzerindeki ihtiyaç, maliklere DOP adı altında yüklenemez. Düzenleme alanındaki umumi ve kamu hizmet alanlarının yüzde 45'lik kesintiyle karşılanamayan kısmı, güncel mevzuatta öngörülen diğer yöntemlerle; gerektiğinde kamulaştırma süreci de kullanılarak karşılanır. Dosyada bu ihtiyacın neden doğduğu ve hangi hukukî yöntemle giderildiği açıkça görülmelidir.
Önceki DOP kesintisi, yola terk veya bağış nasıl hesaba katılır?
Bir taşınmazdan daha önce DOP kesilmiş olması, yeni uygulamada otomatik olarak 'hiçbir kesinti yapılamaz' sonucunu doğurmaz. Buna karşılık idare de geçmişteki uygulamayı yok sayamaz. Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik; daha önce DOP alınan parselleri kural olarak yeni DOP hesabının dışında tutmakta, imar planıyla yapılaşma koşulları ve nüfus artışı doğan bazı hâllerde ise değer artışına dayalı sınırlı ek kesintiye izin vermektedir.
Böyle bir ek kesinti için yalnızca yeni bir plan bulunması yeterli değildir. Yapılaşma ve nüfus artışı, eski ve yeni değer ilişkisi, mevzuatta aranan değerleme ve önceki kesinti oranı dosyada ortaya konulmalıdır. Tekrarlanan kesintiler ile daha önce kamuya terk veya bağış edilen alanların toplamı da yüzde 45 sınırını aşamaz.
Önceki işlemin niteliği ayrıca önemlidir. Bedelli kamulaştırma, bedelsiz yola terk, ifraz sırasında yapılan terk, bağış ve DOP aynı hukukî kurum değildir. Tapu işlem belgeleri, eski imar uygulaması dosyası ve belediye encümen kararı görülmeden geçmişteki kaybın bugünkü hesaba etkisi kesin olarak söylenemez.
Düzenleme sınırı neden davanın merkezindedir?
DOP oranı, düzenlemeye giren toplam alan ile hizmet alanları arasındaki ilişkiye göre hesaplandığı için düzenleme sınırı sonuca doğrudan etki eder. Sınırın plan bütünlüğünden koparılarak, belirli parsellerin yükünü artıracak veya azaltacak biçimde kurulması işlemi sakatlayabilir. Ancak her sınır farkı hukuka aykırılık anlamına da gelmez; plan kararları, etaplama, yol ve hizmet bütünlüğü ile teknik zorunluluklar birlikte değerlendirilir.
Bu inceleme için yalnızca davacı parselinin paftası yeterli değildir. Düzenleme sınırının tamamı, uygulama etapları ve sınır dışında bırakılan komşu parseller de görülmelidir.
Yeni parsel eski parselin bulunduğu yerden mi verilmelidir?
Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik, imar parsellerinin mümkün olduğu kadar eski parselin bulunduğu yerden tahsis edilmesini esas alır. Bu ilke, malike eski sınırlarının aynen korunacağına dair mutlak bir hak vermez. İmar planındaki yol, park, okul veya başka bir umumi hizmet kararı; parsel geometrisi ve teknik zorunluluklar, başka yerden tahsisi gerekli kılabilir.
Eski parsel umumi veya kamu hizmet alanında kalıyorsa, diğer hak sahiplerine yapılan tahsislerden sonra teknik koşullar da gözetilerek en yakın uygun imar parselinden tahsis yapılması gündeme gelir. İdare, tahsisin eski yerden neden yapılmadığını ve hisselendirmenin dayanağını teknik raporda açıklamak zorundadır.
Dava incelemesinde mesafe tek başına yeterli bir ölçüt değildir. Yeni parselin imar fonksiyonu, yapılaşma hakkı, cephe ve derinliği, köşe veya ara parsel oluşu, ulaşım bağlantısı, hisseli ya da müstakil tahsis edilmesi ve teknik rapordaki gerekçe birlikte karşılaştırılır.
Hisseli parsel tahsisi her durumda hukuka aykırı mıdır?
Hayır. Parselasyon sonucunda birden fazla malikin aynı imar parselinde hisselendirilmesi tek başına iptal sebebi değildir. Bununla birlikte hisselendirmenin uygulamanın zorunlu sonucu olup olmadığı, daha uygun ve müstakil tahsis imkânı bulunup bulunmadığı ve dağıtımın belirli maliklere ölçüsüz yük getirip getirmediği incelenmelidir.
Özellikle küçük payların çok sayıda kişiyle aynı parsele toplanması, eski müstakil kullanımın hisseli yapıya dönüşmesi veya hissedar grubunun teknik zorunluluk gösterilmeden değiştirilmesi hâlinde dağıtım cetveli ve teknik rapor yakından incelenmelidir.
Askı ilanı, PARSİD ve e-Devlet bildirimi nasıl işler?
11 Eylül 2025 tarihli değişiklikten sonra parselasyon planları; belediye veya valilikte ve ilgili idarenin internet sayfasında otuz gün süreyle eş zamanlı ilan edilir ve Parselasyon İzleme Denetleme Sistemi'ne (PARSİD) kaydedilir. Taşınmaz malikleri, PARSİD üzerinden e-Devlet Kapısı aracılığıyla bilgilendirilir. Askı ilanında okunabilir paftalar, düzenlemeye giren parsellerin listesi ve askı dağıtım cetveli bulunmalıdır.
Malik, askı süresinde talep ederse uygulama hakkında kendisine bilgi verilmelidir. Otuz gün içinde itiraz edilmezse plan kesinleşir. İtiraz reddedilirse kararın gerekçeli olması gerekir; itiraz kabul edilerek uygulama değiştirilirse düzeltilen plan yeniden onay, askı ve kesinleşme sürecinden geçer.
Parselasyon davasında süre ne zaman başlar?
Bu soruya tapu tescil tarihine veya e-Devlet bildirimine bakılarak tek cümleyle cevap verilemez. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idare mahkemelerinde genel dava açma süresi, özel bir süre bulunmadıkça altmış gündür. Ancak parselasyon dosyasında askı ilanı, bireysel bildirim, itiraz tarihi, itiraz kararı, tapu tescili ve fiilî öğrenme tarihi farklı hukukî tartışmalar doğurabilir.
Askı itirazı ile İYUK'un 11. maddesindeki idari başvuru ve dava açma süresi aynı kavramlar değildir. Dava süresi içinde yapılan İYUK m. 11 başvurusunun süreye etkisi, idarenin açık veya zımni cevabı ve kalan sürenin hesabı ayrıca incelenir. Bu nedenle 'itiraz ettim, süre sınırsız uzadı' veya 'tapu yeni değişti, süre mutlaka yeniden başladı' varsayımlarına güvenilmemelidir.
Süre hesabında en güvenli yöntem; askının ilk ve son gününü, e-Devlet kaydını, yapılan itirazı, cevap veya cevapsızlık tarihini, tescil kaydını ve işlemi gösteren belgelerin ilk kez ne zaman edinildiğini kronolojik olarak aynı çizelgede toplamaktır. Hak kaybı riski bulunduğundan inceleme geciktirilmemelidir.
Davanın konusu ve hasım nasıl belirlenir?
Parselasyon planı, idari bir işlemdir ve hukuka uygunluk denetimi idari yargıda yapılır. Dava konusu; yalnızca yeni tapu kaydı değil, parselasyon planının ve uyuşmazlığa etki eden onay kararlarının iptalidir. İmar planındaki kullanım kararı da uyuşmazlığın kaynağıysa plan ile parselasyon arasındaki dava ilişkisi ayrıca kurulmalıdır.
Hasım; işlemi tesis eden ve onaylayan idari makamlar dikkate alınarak belirlenir. Kayseri'deki ilçe belediyesi uygulamalarında ilçe ve büyükşehir encümen kararlarının birlikte incelenmesi bu nedenle önemlidir. Taşınmaza ilişkin yerel idari işlemlerde yetkili idare mahkemesi kural olarak taşınmazın ve işlemin bulunduğu yer esas alınarak belirlenir; somut işlem zinciri ve özel yetki kuralları yine de kontrol edilmelidir.
Mülkiyet kaydında ortaya çıkan her sorun için doğrudan adli yargıda tapu iptali ve tescil davası açmak doğru olmayabilir. Sorunun kaynağı idari parselasyon işlemiyse önce bu işlemin hukuka uygunluğunun idari yargıda denetlenmesi gerekir. İptal kararının tapu siciline nasıl uygulanacağı ise ayrı bir aşamadır.
İdari işlemin ortadan kaldırılmasına yönelik iptal davası ile işlem nedeniyle doğan zararın giderilmesine yönelik tam yargı davası aynı hukukî işlevi görmez. Bu ayrım için İmar Uyuşmazlıklarında İptal Davası mı, Tam Yargı Davası mı Açılır? başlıklı yazı incelenebilir.
Yürütmenin durdurulması tapu tescilini kendiliğinden durdurur mu?
Dava açılması, parselasyon planının yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Kesinleşen parselasyon planı, kadastro ve tapu kontrollerinden sonra tescil edilebilir. Tescille birlikte parselasyon planı tapu planının yerini alır; yeni parsellerde satış, ipotek, ruhsat ve yapılaşma gibi sonraki işlemler gündeme gelebilir.
Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için İYUK m. 27/2 uyarınca idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Dilekçede yalnızca 'tescil yapılacak' denilmesi yerine, hukuka aykırılık iddiaları ile tescil ve sonraki tasarrufların somut etkisi belgelerle açıklanmalıdır.
İptal davasında süre hesabı, idari başvuru ve yürütmenin durdurulması şartlarının genel çerçevesi, İdari İşlemlere Karşı Yargısal Koruma: İptal Davası, Süre ve Yürütmenin Durdurulması başlıklı yazıda açıklanmıştır.
Tapu tescili yapıldıktan sonra dava açılabilir mi?
Tapu tescilinin tamamlanmış olması, parselasyon işleminin yargısal denetimini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak dava süresinin geçip geçmediği ayrı bir meseledir; tescilin yapılmış olması süreyi her durumda yeniden başlatmaz. Bu nedenle tescil sonrası öğrenilen uygulamalarda askı, bildirim ve öğrenme belgeleri birlikte değerlendirilmelidir.
Tescil sonrasında üçüncü kişilere devir, ipotek, ruhsat, kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulması gibi işlemler, iptal kararının uygulanmasını fiilen ve teknik olarak zorlaştırabilir. Bu durum dava hakkını ortadan kaldırmasa da yürütmenin durdurulması talebinin ve dava stratejisinin gecikmeden kurulmasını önemli hâle getirir.
İptal kararından sonra tapu kaydı otomatik olarak eski hâline döner mi?
Her durumda otomatik ve tek adımlı bir geri dönüş olmaz. Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 37. maddesi, mahkeme kararının kapsamına göre parsel bazında düzeltme yapılmasını veya etkilenen alan için yeni bir parselasyon planı hazırlanmasını öngörür. Onay veya encümen kararının iptali kök parsellere dönüşü gerektirebilir; fakat bu dönüşün tapu ve teknik uygulaması idarece yerine getirilir.
Uygulama sonucu oluşan parsellerde satış, ruhsat, kat irtifakı veya benzeri işlemler yapılmışsa, mahkeme kararının gerekçesi ve oluşan hukukî durum gözetilerek geri dönüş ile yeni parselasyonun eş zamanlı yürütülmesi gerekebilir. Bu nedenle dava yalnızca iptal kararını almaya değil, kararın uygulanabilir sonucuna da odaklanmalıdır.
Sonuç
Kayseri'de parselasyon işlemine karşı dava açılırken dosya, yalnızca yeni tapu alanına veya DOP yüzdesine indirgenmemelidir. Hukuka uygunluk denetimi; düzenleme sınırından onay zincirine, önceki kesintilerden tahsis yerine, askı işlemlerinden tapu tesciline kadar bütün aşamalar üzerinden kurulmalıdır.
Güçlü bir dosya, yüzeysel 'arsa kaybı' iddiası yerine ölçülebilir teknik sorular ve doğru hukukî sebep üretir. Dava süresinin korunması, parselasyon dosyasının tam olarak getirtilmesi, DOP ve dağıtım hesaplarının karşılaştırılması ve iptal kararının tapuda nasıl uygulanacağının baştan düşünülmesi gerekir.
Sıkça sorulan sorular
Parselasyon işlemine karşı dava açılabilir mi?
Evet. Parselasyon planı kesinleştikten sonra, dava süresi ve menfaat ihlali koşulları gözetilerek idari yargıda iptal davası açılabilir. Hangi onay ve plan kararlarının dava konusu edileceği somut işlem zincirine göre belirlenir.
DOP oranı yüzde 45 ise işlem mutlaka hukuka uygun mudur?
Hayır. Yüzde 45 azami sınırdır; otomatik ve her olayda kullanılabilecek bir oran değildir. DOP'un ihtiyaç kadar alınıp alınmadığı, hangi alanları karşıladığı ve bütün parsellere doğru hesapla uygulanıp uygulanmadığı ayrıca incelenir.
Aynı taşınmazdan ikinci kez DOP kesilebilir mi?
Kural, daha önce DOP alınan parsellerin yeni DOP hesabına yeniden dâhil edilmemesidir. Ancak güncel mevzuat, yapılaşma koşulları ve nüfus artışı ile değer artışının usulünce belirlenmesi gibi sıkı şartlarla sınırlı ek kesintiye izin verir. Toplam oran yüzde 45'i aşamaz.
Yeni parselin mutlaka eski parselin bulunduğu yerden verilmesi gerekir mi?
Yönetmelik, mümkün olduğu kadar eski yerden tahsisi esas alır; fakat bu mutlak bir aynı yer hakkı değildir. Plan kararları ve teknik zorunluluklar başka yerden tahsisi gerektiriyorsa nedenleri teknik raporda açıklanmalıdır.
Askı süresinde itiraz etmek zorunlu mudur?
Kural olarak askı itirazı, iptal davası açmanın zorunlu ön şartı değildir. Bununla birlikte itiraz, işlem kesinleşmeden hatanın idarece giderilmesine imkân verir ve iddiaların kayda geçmesini sağlar. İtirazın dava süresine etkisi ayrı bir meseledir; süre hesabı ilan, bildirim, başvuru ve cevap zinciriyle birlikte somut dosyada yapılmalıdır.
Parselasyon davası açılınca tapu tescili durur mu?
Hayır. Dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması için açık hukuka aykırılık ile telafisi güç veya imkânsız zarar koşullarının birlikte ortaya konulması gerekir.
Tapu tescilinden sonra parselasyon işlemi iptal edilirse ne olur?
Mahkeme kararının kapsamına göre parsel bazında düzeltme, kök parsellere dönüş veya etkilenen alan için yeni parselasyon gündeme gelebilir. Satış, ipotek, ruhsat veya kat mülkiyeti gibi sonraki işlemler varsa uygulama daha karmaşık hâle gelir; tapu kaydı her durumda otomatik olarak eski hâline dönmez.
Kayseri'de ilçe belediyesinin yaptığı parselasyonda sadece ilçe encümeni kararı yeterli midir?
Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğe göre büyükşehir sınırlarında ilçe belediyesince hazırlanan parselasyon planı, ilçe belediye encümeni ile büyükşehir belediye encümeni kararlarından oluşan onay süreci içinde değerlendirilir. Dosyada her iki aşamanın belgesi aranmalıdır.
Resmî kaynaklar
1. 3194 sayılı İmar Kanunu – güncel metin
2. Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik – güncel metin
3. 11 Eylül 2025 tarihli Yönetmelik değişikliği
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu – güncel metin
Hukukî bilgilendirme notu
Bu yazı genel hukukî bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Parselasyon dosyalarında dava süresi, işlemi tesis eden makam, önceki kesintiler, plan kararları ve tapu tedavülü somut olaya göre değişir. Metin, belirli bir uyuşmazlık hakkında hukukî görüş veya sonuç taahhüdü oluşturmaz.
Av. Alper Doğruöz